Türkçe Anlamı ve Örnek Cümleler

1. Dışarı çıkmak

- We're going out for a meal. Do you want to come?
- You look very smart this evening. Are you going out?
- He goes out a lot.
- Jenny usually goes out with her friends on Friday evenings.

2. Biriyle çıkmak, sevgili olmak.

- They started going out together when they were still at school.
- She's going out with her best friend's brother.
- How long have you and Anthony been going out?
- They went out for nearly a year, but they're not together any more.

3. Sönmek (Ateş ya da ışık).

- There was a power cut and all the lights went out.
- Don't let the fire go out, please.
- The match went out, so he lit another one.

Önceki
Önceki Konu:
Give Out
Sonraki
Sonraki Konu:
Leave Out

Yapılan Yorumlar

Henüz kimse yorum yapmamış.

Bu sayfada yer alan bilgilerle ilgili sorularınızı sorabilir, eleştiri ve önerilerde bulunabilirsiniz. Yeni bilgiler ekleyerek sayfanın gelişmesine katkıda bulunabilirsiniz.

Yorum Yapın

Adınız:
Mesajınız:
 
© 2015 Kelime Bilgisi
Coğrafya